KAYBOLMUŞLUK
İçinde saklanmış karanlık bir oda gibiyim;
Penceresiz, ışığın bile unuttuğu bir odadayım,
Duvarlar soğuk, yankılanan sessizlik içimi ürpertiyor.
İçimde hasret,
Kurumuş yapraklar gibi solgun bir özlem,
Gözlerimde hiç dinmeyen, geceden sarkan yağmur damlaları.
İçimde hüzün,
Derin kuyular gibi, dibi görünmeyen bir boşluk,
Her yankısı ruhuma çarpan kırık bir ses.
İçim sen dolu;
Ama gelsen de ne değişir ki?
Rüzgar çoktan izlerimizi silmiş,
Aynalarda yüzümüz kaybolmuş.
Beni bıraktığın o yerdeyim hâlâ;
Aynı solgun ışık, aynı sessizlik, aynı bekleyiş?
Bakma öyle, bedenim sürgün olmuş etrafta,
Ruhum burada hapsolmuşken,
Bedenim rüzgarın savurduğu kuru bir yaprak gibi
Oradan oraya savruluyor.
Ben ruhumu, beni bıraktığın yerde kaybettim.
Zamanın boşluğuna karıştı;
Ne bir iz bıraktı, ne bir ses?
Ne ben kendimi bulabiliyorum,
Ne de sen beni bulup,
Beni bana getirebilirsin?